1 Kasım 2013 - 09:40
Siyam İkizleri, Siyonist –Suudi Müttefikliği

Bismillah Günümüz dünyasında Müslümanların ve insanlığın en büyük baş belası olan rejimlerden birisi Suud diğeri ise Siyonist rejim İsrail'dir. Bu iki rejim dünyanın en kötü ve vahşi rejimlerindendir.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu iki rejim bütün demokratik ve insani  ilkelere sırt çeviren , kanun ve hukuk  hakimiyetini hiçe sayan kendi başlarına  buyruk hareket eden birisi Arapça diğeri İbranice konuşan siyam ikizi olan ilkel  rejimlerdir. Bugün bu iki rejim sözde kutsal değerler adına beşeriyete yönelik en korkunç ve çağdışı cinayetleri işlemektedirler. Bu iki rejim Amerika'nın  özellikle Ortadoğuda verdiği sulta savaşlarında büyük şeytanın ortakları olup  aynı zamanda kendi aralarında da tuhaf bir işbirliği vardır. Suudi hanedanı Siyonist rejimle bazen gizli bazen açık işbirliği yaparak direniş cephesine karşı güçlerini birleştirmektedir.

Suud hanedanı ve Siyonist İsrail rejimleri arasında tuhaf bir ittifak mevcuttur. Siyonist rejim  seküler Yahudiler tarafından yönetilirken, de facto hilafete sahip Suud rejimi  ise baştan başa cinayet  kokan vahabi tarikatı tarafından yönetilmektedir. Suud rejimi özellikle Şii mezhebi ve direniş cephesindeki Arap rejimlerine karşı düşmanlık gütmektedir. Suudi rejimi genleriyle uyumlu olmayan Şiiliği ortadan kaldırarak kendi dini anlayışını İslam coğrafyasına egemen kılmaya çalışmaktadır. Şialığın  en büyük temsilcisi ve Siyonist rejiminin baş düşmanı olan İslami İran’ı yenilgiye uğratmak için bu iki rejim güçlerini birleştirmekten geri durmuyorlar. Evet, bu iki terörist rejim amaçlarına ulaşmak için her türlü radikal hareketi ve cinayeti mubah görmekte, savaş ve cinayeti sıradan ve elzem bir strateji saymaktadır.

Bugün, Ortadoğu'da Siyonist İsrail ile Suudi rejimleri  arasında derin bir muhabbetten ve işbirliğinden söz edilmektedir. Bu iki rejimin Suriye’de meydana getirdikleri terör hareketleri ve Mısır'da darbe ile başa gelen Sisi rejimini desteklemeleri bunun kanıtıdır. Suudi ve Siyonist rejimler İslami uyanışın İslam ülkelerinde meydana getireceği direniş ve uyanış ruhunun gelişmesine şiddetli bir biçimde beraber karşı durmaktadırlar. Bunun için de bölgeye kendileri gibi köhne, çürümüş Arap diktatörlüklerinin hakim olmasını istemekte, arzuladıkları rejimleri korumak için Arap ülkelerinde kaosun devam etmesinin yanında böl ve yönet stratejisini hayata geçirmek suretiyle mezhebi farklılıkları tahrik etmektedirler. Bu siyam ikizi rejimlere göre barış ve istikrar onların geleceklerine ve stratejilerine zarar vermekte, çatışma ve istikrarsızlık  onlar için çok iyi sonuçlar doğurmaktadır. Bu iki rejim sahip oldukları gen uyumları sebebiyle birlik oldukları takdirde çıkarlarını daha iyi koruyabileceklerine inandıklarından aynı dış politikayı yürütmede ittifak halindeler.

İsrail ve Suudi Arabistan rejimleri resmi olarak sözde düşman görünmektedirler. Fakat başta İran’ın ve diğer emperyalist ve Siyonist projeler karşısında duran direniş cephesinin kuyusunu kazma ve saldırma söz konusu olduğunda neredeyse kusursuz birer müttefik haline geliyorlar. Suudi rejimi, gasıp İsrail ile yeni bir stratejik yakınlaşmaya geliştirerek bu iki rejim arasında zehirli bir bağ kurulması sağlanmıştır. Siyonist İsrail, ezeli düşmanı Lübnan’daki Hizbullah’ı ve Filistin’deki direniş oluşumlarını desteklediği için düzenli olarak İran’a karşı çıkmaktadır. İran konusunda aynı ortak çıkarları paylaştıkları için İsrail ve Suudi Arabistan doğal müttefikler haline gelmektedir. İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki tutkal tabiî ki ABD’dir. İki ülkenin müttefiklik şartları yıllardır ABD tarafından oluşturulmaktadır. Buradan hareketle İsrail ve Suudi hanedanının İran’a karşı ABD tarafından desteklendiği, cesaretlendirildiği herkesçe bilinmektedir.

Büyük bir gen uyumuna sahip olan bu iki rejiminin ortak noktalarını ve gen uyumlarındaki ahengi dikkatlerinize sunuyoruz:

1-  Suud ve Siyonist rejimlerinin kuruluş aşamalarında ortak noktalar mevcuttur. Siyonist rejim faiz yoluyla dünya ekonomisinden emdiği, emek verilmemiş zenginliğiyle icat edilmiş olup hâlihazırda bu anlayışla idare edilmektedir. Bunun gibi Suud rejimi de sömürgeci İngilizlerin kontrolündeki İbn Suud ailesi tarafından emek verilmemiş petrol gelirleri ve mafya vari yöntemlerle kurularak halen de bu hanedan tarafından aynı mantıkla yönetilmektedir.

2-  Bu iki rejimin devamlıkları İslam toplumunda meydana getirdikleri kargaşa ve anarşiye bağlıdır. Özellikle Şii-Sünni mezhepleri arasında kargaşa ve çatışmanın çıkartılmasına yönelik icraatları bu iki parazit rejimin temel besin kaynaklarıdır. Bilhassa direniş cephesi ve Şii düşmanlığı bu iki rejiminin en önemli ortak noktalarıdır. Bu noktada düşünceler ve amaç bu iki rejim için aynı olup tek farkları birisinin İbranice ötekisinin Arapça konuşmasıdır.

3- Siyonist ve Suudi rejimler, İslam’ın kültürel değerlerini ve kutsal mekânlarını buldozerlerle katletme ve tahrip etme faaliyetlerinde birbirleriyle yarış halindedirler. Siyonistler arkeolojik kazı bahanesiyle İslam'ın üçüncü kutsal mekanı El Aksa Camii'ni tedrici olarak yıkmaya çalışırken, Suudiler ise  Beytullah olan Kabe’nin siluetini bozmak başta olmak üzere bir çok İslami ve tarihi  yapıları dümdüz ederek vahiy ve maneviyat şehirlerinin sembolü  Mekke ve Medine şehirlerini Houston ve Texas'a benzetmeye çalışmaktadır. Bununla beraber, Suud rejimi Müslümanların en büyük yıllık  kongresi hac merasimini Walt Disney gibi bir lunaparka çevirme niyeti ve gayreti içerisindedir.

4-   Siyonist ve Suud rejimlerinin kendi başına buyruk olmalarının altında yatan en önemli sebebi ise bu rejimlerin kibirli kimlikleridir. Siyonist İsrail ırkçı yaklaşımlarıyla “seçilmiş halk” oldukları inancıyla aşağı seviye gördükleri halkları özellikle de yurtlarından sürüp eziyet ettikleri Filistinlileri yönetme hakkına sahip olduklarına inanmaktadır. Ayrıca binlerce yıl önce Filistin'in kendilerine Allah tarafından bir gayri menkul olarak bağışlandığını ve bu nedenle bugün bu beldede ki mazlum halka işgal ve işkence dahil ne isterlerse yapabileceklerini düşünmektedirler.

   Suudi rejimi de kavmi ve mezhebi milliyetçiliğiyle aynı şiddette kibirlileriyle yere göğe sığmamaktadır. Dünyanın en büyük yeraltı zengin kaynaklarını Allah’ın bunlara lütfetmesi , bütün bu petrolü kendilerine lüks jetleriyle dünyanın dört bir yanında şatafatlı yaşamları için verdiğini düşünürken, kendilerini İslam'ın kutsal mekanlarının hizmetkarları(!) ve koruyucuları olarak görmekte ve bu sebeple de diğer Müslümanlardan saygı ve hürmet talep ediyorlar! Ve tıpkı İsrailliler gibi bu özellikleri nedeniyle Allah’ın onlara kendileri dışındakileri ezme ve yok etme hakkını verdiğine inanıyorlar! Suudi rejimi kendileri dışında vahhabi olmayan Müslümanları ezme, aşağılama ve Hacda dahi olsa onları öldürme, katletme hakkını bu kibirli yapılarından almaktadırlar.

5-  Gasıp İsrail'i kendilerine rol model olarak kabul eden Suudi hanedanı tıpkı Siyonistler gibi kendilerinde diğer ülkeleri işgal etme hakları olduğuna inanıyorlar. Siyonistlerin Mısır, Suriye, Lübnan ve Filistin'i işgal etmeleri gibi Suudiler de Bahreyn’de Şii toplumun başını çektiği demokratik gösterilerin bastırılması için bu ülkeyi işgal etmeyi, kiralık katillerini Suriye ve Irak  başta olmak üzere İslam topraklarına sevk ederek kargaşa ve kaos ortamı yaratmayı kendi hakkı olarak görmektedir.

MEHMET YETKİ